Oyuncu Şebnem Özinal, gazeteport’ta anne olacağını kaleme aldı. İşte İşletmeci Şefik Öztek’le mutlu bir evliliği olan Şebnem’in konuyla ilgili kaleme aldığı duyguları;
Bizim toplumumuzda sıkça sorulan, değişmeyen sorular vardır. İki insan flört etmeye başlar, altı ay, bilemediniz bir yıla kalmadan başlar sorular “ne zaman evleniyorsunuz?” Hadi farz edin evlendiler, bu sefer “Çocuk ne zaman?” diye başlarlar. Kazara evlilik ikinci yılını doldurmuş ve çift hala çocuk kararı almamışa vay hallerine. Hemen dedikodu kıyamet, “Çocukları olmuyor mu acaba?”, ”Araları iyi değil galiba, ayrılacak bunlar.” Yani hep felaket haberleri…
Söylentilerden bıkan çift karar verir ve bir çocuk dünyaya getirir. Tam palazlanmaya başlamışken bebek , “İkinciyi düşünüyor musunuz?” soruları başlar. “Yok düşünmüyoruz” cevabı karşılığında, yine şüphe dolu bakışlar, konuşmalar. Yani ağzınızla kuş tutsanız evliliğinizi baş başa yaşama ihtimaliniz çok az…
Benim bu aşamaları yaşamam hep geç yaşlarıma denk geldi. Bir tek meslek hayatıma erken yaşta başladım. Onun dışında, üniversiteden geç mezun oldum. Öğrenciliğimin peşini bırakmadım bir türlü. Sanki biran önce mezun olursam genç ruhum elden gidecek, anlamsı hayat gailelerinin peşinden koşmam gerekecekmiş gibi… Geç evlendim, sanki evlenirsem mesleğim elden gidecekmiş gibi, sanki kendi kararlarımı veremeyecekmişim gibi, mecburi bir olgunluk devresi yaşamam gerekecekmiş gibi…
Sevdiğim durumlara dört elle sarılırım. Bu, kimi zaman avantaj, kimi zaman dezavantaj tabii ki.
Gerek hayatta, gerek mesleğimde üstlendiğim rolleri hakkını vererek oynamayı hep çok sevdim. Yaşadıklarımı kısa zamanlara sığdırmamayı, daha lezzetli hale getirebilmek için sabretmeyi öğrenmeye çalıştım. Tüm bunların bir gün işime yarayacağını bilmeden ama içten içe sezerek.
Ama bazı zamanlarda öyle bir noktaya geldim ki, dört elle sarıldığım bu hoşnutluk halleri içinde, sürekli ertelediğim durumlar peşimden koşmaya başladı. Eğer seçimlerinizi zamanında hayata geçirmezseniz, size sırt çevirebiliyorlar.
Neyse bende, hayatımdaki en önemli seçimimi küstürmeden hayata geçirme kararı aldım nihayet!
ANNE OLUYORUMMMMMMMM
Dolayısıyla da çok tuhaf bir dönem geçiriyorum. Gövdenin içinde bir başka can saklamanın, bir yerine iki olmanın eşsiz bir görkemi var. Hem çok özel, hem çok tedirgin, hem çok meraklı, hem çok alıngan bir bekleyiş bu. Herkeslerden farklı tuhaf bir yaratıkmışım gibi geliyor. Doktorum rica etti hasta değilsin, keyfini çıkar diye. Bende ondan rica ettim cinsiyetini söylemeyin, en azından beş ay daha bu heyecanı sonuna kadar yaşayabileyim diye.
Anne olmanın dayanılmaz hafifliği içinde izninizle ona da buradan birkaç satır göndermek istiyorum:
“Çok tuhaf bir çift oluşturuyoruz sen ve ben. Sendeki her şey bana bağlı, bendeki her şeyde sana. Sen hastalanırsan bende hastalanırım, ben ölürsem sende ölürsün. Ama seninle sözlü iletişim kuramam, sende benimle kuramazsın. Aynı yazgıyı paylaşan iki yabancıyız, aynı gövdede birleşmiş.
Cinsiyetini merak etmiyor muyum? Tabii ki çok merak ediyorum. Benim için kız ya da erkek olman hiç fark etmiyor. Benim için her şeyden önemlisi senin bir insan olman. İnsan, harika bir sözcük; çünkü kadın – erkek ayrımı yapmıyor. Yüreğin, beynin cinsiyeti yok. Davranışların da yok . Ve sen, yüreği ve beyni olan bir kişi olarak yetişirsen, şu ya da bu biçimde –erkek ya da dişi- davranman konusunda ısrar edecekler arasında ben olmayacağım. Ben yalnızca, doğmuş olmak mucizesinden sonuna kadar yararlanmanı, hiçbir zaman korkaklığa boyun eğmemeni isteyeceğim senden.” |