Aykırı durumu zaten başlı başına medya için malzeme olan Bülent Ersoy, yıllar içinde bununla yetinmeyip, özellikle genç erkeklerle de evlilik yaparak, hem şöhretine şöhret katıyor, hem de bir anlamda kendince kadınlığını yaşıyor.
Başından evlilikler geçen Bülent Ersoy, son olarak, jürisi olduğu yarışmada, yarışmacı olarak yarışan Armağan Uzun isimli gençle evlendi. Jürideki Orhan Gencebay’ın dahi etik olarak görmediği bu duruma rağmen Bülent Ersoy-Armağan Uzun çifti, o gün bu gündür medyada ziyadesiyle yer alır oldular. Bu arada Armağan Uzun’un amcası da yaptığı açıklamada bu durumun hiç de hoş bir durum olmadığını belirterek, bu evliliğe büyük tepki gösterdi. Ancak kim ne derse desin, yarışmanın jürisi, yarışmadan ve yarışmacılardan daha fazla konuşuluyor.
Bülent Ersoy’un yaptığı bu son evlilikle ilgili eşi Armağan Uzun’un ailesine maddi destekte bulunduğu iddiaları önce yalanlanmış ardından açıklama yapan Armağan Uzun’un annesi ‘Bülent Hanım, bana daire aldı, Mercedes arabayı benim üstüme yaptı ve bir de yüzük hediye etti’ diyerek, maddi olarak Bülent Ersoy’dan destek gördüğünü itiraf etti.
Bu sırada İstanbul’da oturan Bülent Ersoy’un annesi Necla Hanım ile ünlü diva arasında, bu hediyelerin alınıp-verilmesi olaylarının ardından bir kıskançlık kavgasının çıktığı, hatta Bülent Ersoy’un bıçakla Necla Hanım’ın üzerine yürüdüğü yazılıp çizildi. Aynı dönemde Bülent Ersoy’un, annesinin gönlünü almak için O’na da 350 bin YTL. değerinde bir daire ve harçlık olarak da 20 Bin YTL. verdiği heberleri medyada yer aldı.
Neresinden bakarsanız bakın, Bülent Ersoy’un yaşam tarzı, Türk toplumunun, aile yapısının, gençlerin, yaşlıların, kadınların, erkeklerin hiç de alışık olmadıkları bir durum,. Ekran önünü farklı, ekran arkasını çok farklı yaşayan bir Bülent Ersoy gerçeği var ortada. Kimsenin bilmediği, bilemeyeceği ve belki de hiç anlayamayacağı, ama içinde kopan fırtınalar, belki de yalnızlık korkusu. Paranın inkar edilemez gücü ve şöhret, ünlü divaya belki de bunları yaptırıyor.
Ancak toplumla alay eder gibi, hiç de toplumun alışık olmadığı bu tür ilişkiyi, bir evlilik kurumunu, bir dargın bir barışık şekilde ve buram buram reklam kokar şekilde, böylesine gözler önünde yaşamak ve kameralarla da milletin gözünün içine sokmak ne kadar sağlıklı. Bu görüntüleri izleyen ve özellikle de genç yaşlardaki sağlıklı erkekler, (Sağlıklı diyoruz çünkü Bülent Ersoy’un evlilik yaptığı gençlerin cinsel tercihlerinde farklılıklar gösterdikleri haberleri de yazılıp çiziliyor) ‘Ben de yarınlarda Bülent Ersoy gibi birini bulur, sırtımı O’na yaslarım’ diye düşünerek hareket ederse, toplumun geleceği, eğitimi, kültürü ne hale gelir. Ekranlarda bunları izlemek zorunda kalan çocuklar ‘zihinsel ve ruhsal gelişim olarak’ olumsuz etkilenmez mi? RTÜK’ün bu anlamda bir yayın ilkesi yok mudur? Bu ilkeyi devreye sokmaları ve toplumun zihinsel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek potansiyeldeki görüntüleri engellemek, akıllarına hiç gelmez mi?
Huysuz Virjin olarak bilinen ve yıllardır ekranlarda Zenne’lik yapan Huysuz Virjin, bu sebeplerle yasaklanıp, Seyfi Dursunoğlu ismiyle ve erkek kıyafetleri ile ekrana çıkmak zorunda bırakılmamış mıdır? Huysuz Virjin’i engelleyen zihniyet neden Bülent Ersoy gerçeği, hayat tarzı ve içinde bulunduğu medyatik olaylar karşısında hiçbir tasarruf kullanmamaktadır?
Bülent Ersoy olarak, diva olarak, kadın olarak genç bir erkeği beğenen, bunu ekranlardan açık seçik ifade eden, sonra damadın ailesine jestler yapan, bir anlamda genç erkeğin de duruma itirazının önünü kesen Bülent Ersoy, şan ve şöhretini bu tür olaylarla ve çıkan haberlerle pekiştiriyor. Görünen ve ekranlara yansıyan o ki, sadece alan razı-veren razı durumlarının varlığı gerçeğine sığınılarak, toplumun, gençlerin ve ailelerin kötü yönde etkilendikleri gerçeği nedense göz ardı ediliyor? En azından RTÜK, hiçbir şey yapmıyor… Ne acı!.. |